Türkiye Cumhuriyeti

Kuveyt Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

Kuveyt’te düzenlenen ‘’Arap-Türk İlişkileri Konferansı’’, 17.05.2017

Sayın Bakan değerli dostum,

Saygıdeğer katılımcılar, kıymetli konuklar ve değerli basın mensupları.

 

Sözlerimin başında ‘’Arap-Türk İlişkileri’’ başlıklı konferansı himayelerinde düzenleterek destek veren Sayın Başbakan’a ve etkinliğin düzenleyicilerine şahsım ve Büyükelçiliğimiz adına teşekkürlerimi bildiriyor, Türkiye ve Arap dünyası arasındaki ilişkilere katkı sağlayacağına inandığımız bu konferansın başarılı geçmesini diliyorum.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’nın sık sık dile getirdiği bir sözüne atıfla bulunmayı arzu ediyorum. “Türk Arapsız, Arap da Türksüz olmaz” olmamalıdır da. Türk ve Arap milletleri ne zaman dostluk ve dayanışma içerisinde olmuşlarsa o zaman daha güçlü ve yenilmez bir konuma gelmişlerdir.

Gerçekten de Marakeş’ten Bangladeş’e kadar uzanan bir İslam coğrafyası ve bunun hemen üzerinde yer alan Balkanlar’dan Çin’e kadar uzanan irili ufaklı Türk toplulukları barındıran bir coğrafyayı gözünüzün önüne getirirseniz, aslında doğal olarak birbirinin tamamlayıcısı ve müttefiki konumundaki bu iki güç bölgesi bir araya geldiklerinde önemli bir siklet merkezi, güç ekseni oluşturmaktadırlar.

İşte bu nedenledir ki, tarih boyunca bizlerin dışındaki odaklar tarafından İslam dünyasının en büyük iki gücü olan Türk ve Arap milletinin bir araya gelmesi önlenmeye çalışılmıştır.

Değerli konuklar,

Aslanlar kendi hikayelerini yazmayı öğrenene kadar bizler avcıların yalanlarla dolu hikayelerini dinlemeye devam edeceğiz. Yani tarihi galip devletler yazar ve bu tarihi istedikleri gibi çarpıtırlar. Bizler gerçek bir güç olduğumuzda ancak tarihe yön verebiliriz.

Özellikle 1. Dünya Savaşı ertesinde Türkiye’yle Arap İslam aleminin arasına mesafe koymaya çalışan büyük devletler, olmadık yalanlarla halklarımızın kafasını karıştırmaya çalışmışlar. Tarih kitaplarında, ders kitaplarında Türk-Arap halklarının birbirleriyle husumet içinde göstererek genç nesillerin beyinlerini yıkamışlardır.

Ancak, Allah’a çok şükür ki bugün geldiğimiz noktada, Türk-Arap halklarına yönelik olarak oynanan bu oyunu bozduk. Artık Müslüman iki büyük millet siyasi, ekonomi, ticari ve kültürel alanlarda bir kucaklaşma içindedir. Bu kucaklaşmadaki en önemli adımlar kuşkusuz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve bütün dünyanın derin bir saygısını kazanan bilge devlet adamı Kuveyt Emiri Şeyh Sabah sayesinde atılmış ve atılmaya devam etmektedir.

Allah’ın izniyle bundan sonraki günlerimiz, Türk ve Arap halkları ile bütün İslam alemi için aydınlık ve müreffeh olacaktır.

Bununla birlikte, bizlerin birlikteliğini kıskanan ve bölgemizde istedikleri gibi at oynatamayacaklarını anlayan ülkeler gizli ve açık saldırılarla halklarımızı kışkırtmaya devam edeceklerdir. Buna karşı daima tetikte ve uyanık olmalı; birbirimize inanıp güvenmeliyiz. Devletlerimizin karşılıklı menfaatleri daha yakın dostluklardan ve daha sıkı işbirliğinden geçmektedir.

Türkiye, Arap ülkeleriyle birebir ilişkilerini geliştirmenin yanısıra, İslam İşbirliği Teşkilatı, Körfez İşbirliği Konseyi ve Arap Ligi gibi uluslararası örgütler çerçevesinde de Arap ülkeleriyle her alanda işbirliğini giderek artırmaktadır.

Komşumuz Suriye ve Irak’ta devam eden iç çatışmalar ülkelerimizin güvenlik ve istikrarına çok yönlü olarak olumsuz etki yapmaktadır. Suriye’deki savaştan kaçan üç milyon Suriyeli’yi ülkemizde ağırlıyoruz. Bunu bir karşılık beklemeden dini, insani ve vicdani bir sorumluluk anlayışıyla yapmaktayız. Evlerini terkederek ülkemize sığınan Suriyeli kardeşlerimize Türkiye kendi öz bütçesinden 25 milyar Dolar’dan fazla harcama yapmıştır. Kuveyt Devleti de aynı şekilde Suriye’deki acıların sona erdirilmesi için üzerine düşeni yapmakta, Donörler Konferanslarını düzenlemekte ve etkin bir şekilde insani yardım faaliyetlerinde yer almaktadır.

Arap dünyasının Körfez bölgesindeki incisi Kuveyt’le ilişkilerimiz siyasi, ekonomik ve akla gelebilecek her alanda mükemmel seyretmektedir. Emir Hazretlerinin 21-22 Mart 2017 tarihlerinde ülkemize, Sayın Cumhurbaşkanımızın 9 Mayıs’ta Kuveyt’e gerçekleştirdikleri ziyaretler ikili ilişkilerin, bölgesel ve uluslararası konuların geniş bir şekilde ele alınmasına hizmet etmiş; yeni işbirliği imkanları üzerinde durulmuştur.

Kuveyt’i Türkiye’nin Körfez’e açılan kapısı olarak görüyoruz. Emir Şeyh Sabah’ın akil ve basiretli yönetiminde Kuveyt bölgesinde bir istikrar merkezi konumuna yükselmiştir. Emir’in uzak görüşlü yönetimi altında Kuveyt’in, 2035 Kalkınma Vizyonunu da başarıyla gerçekleştireceğine ve bölgesinde bir finans ve mali merkez konumuna yükseleceğine inanıyoruz. Bu vizyonun önemli bir bileşeni olan yeni uluslararası havaalanı inşasının bir Türk şirketine verilmesini Türkiye’ye olan güvenin bir işareti olarak görüyor, ilerleyen dönemde artan sayıda Türk şirketinin Kuveyt’te iş yapacağını düşünüyoruz.

Ülkelerimiz arasında 2016 yılı sonunda 1.3 milyar Dolar’a yükselen ticaret hacminin potansiyelin altında kaldığını ve önümüzdeki yıllarda daha da artacağını umuyoruz. Kuveytli yatırımcılara ülkemizde her türlü kolaylığın sağlandığını, ülkemize Kuveyt ve diğer Arap ülkelerinden gelen yatırımların artmasını beklediğimizi vurgulamak istiyorum. Öte yandan, ülkemizle KİK arasında müzakereleri süren Serbest Ticaret Anlaşmasının imzalanması Körfez’le mevcut ekonomik ve ticari ilişkilere bir sıçrama yaptıracaktır. Kuveyt’e bu konuda verdiği destekten dolayı teşekkürü borç biliyorum.

Karşılıklı üst düzey ziyaretler, halktan halka ilişkilere ilaveten, akademik toplantılar, konferanslar ve sempozyumların da iki toplumun birbirini daha iyi tanıması, bilgi ve görüş alışverişinde bulunulması, ortak siyaset üretilmesi, dayanışma ve işbirliği yollarının aranması, tehdit ve risklere karşı birlikte çözüm yolları bulunması ve ticari ortaklıklar kurulmasında yararlı olduğunu düşünüyoruz.

Bu bağlamda, bu konferansı düzenleyerek çeşitli kesimlerden Türk-Arap katılımcıları biraraya getiren ve iki toplum arasındaki iletişimi güçlendirmeyi hedefleyenleri huzurunuzda alkışlıyor, tekrar teşekkürlerimi sunuyor, herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.


Allah’a emanet olun.