Türkiye Cumhuriyeti

Kuveyt Büyükelçiliği

Bilgi Notları

Kuveyt Tarihi, 15.03.2016

 

KUVEYT TARİHİ

Kuveyt 16. yüzyıl başlarından itibaren 1916 yılına kadar hukuken Osmanlı toprağı olmuştur. Merkezi Osmanlı Devleti o zaman ekonomik ve stratejik önemi bulunmayan ve üzerinde ciddi bir yerleşim olmayan Kuveyt’le 18. yüzyıl sonlarına kadar ilgilenmemiştir. Osmanlı Hükümeti Kuveyt’e ancak Batılı şirketlerin Asya ile ticaretlerinde Körfez bölgesini kullanmaya başlamalarından sonra ilgi duymaya başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun burada egemenliğini fiilen tesis etme çabaları başlayınca başta İngiltere olmak üzere Batılı ülkelerin tepkileri de ortaya çıkmıştır. Mahalli Kuveyt Yönetimi I. Dünya Savaşına kadarki dönem içerisinde Osmanlı ve İngiltere’ye karşı denge içinde hareket etmiştir. Bu çerçevede, 1899 yılında İngiltere’yle imzaladığı gizli bir anlaşmayla bu ülkenin himayesini kabul etmiştir.

Kuveyt tarihine ilişkin önemli başlıklar aşağıda sunulmuştur.

1700-1710: El Sabah ailesinin de içinde bulunduğu Utub kabilesi İran’dan gördüğü baskı üzerine Bahreyn’den Osmanlı eyaleti olan Basra’ya iltica eder. Daha sonra Osmanlı devletinin izniyle bir bölümü o sıralarda daha ziyade balıkçılar barınağı ve Ahsa kabilelerinin yazlıkları olan Kuveyt’e yerleşir. Kuveyt’e yerleşen kabileler Al Sabah ailesi tarafından geleneksel bir şekilde idare edilmeye başlanır.

1820-1840: Diğer Körfez şeyhlikleri gibi Kuveyt de İngilizlerin ilgi alanına girmiştir.

1840-1860: İngilizlerin bölgedeki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti Kuveyt, Bahreyn gibi stratejik mevkileri Basra üzerinden kontrol etmeye başlamıştır. Ancak bu pasif bir kontrol dönemidir.

1860-1869: Özellikle1856 Paris Anlaşmasından sonra, fiili hakimiyet alanlarını İngiltere başta olmak üzere Avrupalı devletlere tasdik ettirmek isteyen Osmanlı Devleti, Basra Körfezi’nde de faaliyetlere girişerek, özellikle Kuveyt üzerinde etkin kontrolü sağlamaya çalışır. Bu dönemde, 1864’te bütün imparatorluk dahilinde ve özellikle Bağdat vilayetindeki yeni mahalli düzenlemelerde Kuveyt de gündeme alınır. Bağdat Valileri, Takiyuddin Paşa ve Mehmet Namık Paşa bu konuda ciddi gayretler gösterirler.

1869-1872: Bağdat Valisi Mithat Paşa, Osmanlı nüfuz alanı içindeki Basra Körfezi’nde faaliyetlerde bulunur. Bu çerçevede, birçok yeni kaymakamlıklar teşkil edilir. 1869 yılında Kuveyt de bir kaymakamlık olarak teşkilatlandırılır. Bölgedeki diğer bir takım yerlerdeki gibi, yeni oluşturulan kaymakamlıklara o bölgenin eşrafı veya geleneksel emirleri atanır. Bu çerçevede, Emir de Kuveyt kaymakamlığına atanır. Bu tarihten sonra devlet ile daha sıkı işbirliğine giren El Sabah ailesi, bölgede Osmanlı nüfuzunun etkin bir şekilde yerleşmesine katkıda bulunur. Bunun en güzel örneği 1871’de yapılan Ahsa askeri harekatında Kuveyt’in 80 gemilik bir filo ile devletin yanında yer almasıdır. Bundan dolayı da devlet tarafından ödüllendirilen El Sabah ailesinin özellikle Basra ve Fav bölgelerinde mülk edinmelerine izin verilir.

1872: Mithat Paşa Kuveyt’i ziyaret eder.

1872-1899: İlişkiler “tabi-metbu” çerçevesinde oldukça iyi şekilde sürer. Ancak, 1878’den itibaren Körfez’deki korsanlık faaliyetlerini bahane eden İngiltere, bölgede tek taraflı girişimlerde bulunmaya başlar. Bu da Osmanlı-İngiliz diplomasi ilişkilerini uzun yıllar etkileyecektir. Aynı dönemde, Necid (Orta Arabistan) bölgesindeki bir takım geleneksel güçlerin birbiri ile çekişmeleri Kuveyt’in de etkilenmesine neden olur. Özellikle iç kesimlerde önemli bir güç olan İbn Reşid’in Kuveyt’e doğru nüfuzunu yayma eğilimleri bunda etkili olur. Bu konuda İngilizlerin de tahriki ile Osmanlı Devleti tarafından korunamayacağı endişesiyle Kuveyt Kaymakamı İngilizlerle 1899’da gizli bir anlaşma yapar.

1899-1913: Bu dönemde sahnede Almanlar ve Ruslar da vardır. Özellikle Almanlara imtiyazı verilen Bağdat demiryolunun son istasyonunun Kuveyt olarak tasarlanması, Osmanlı Devleti ile İngiltere’nin arasında ciddi problemlere sebep olur. 1913’te yapılmış olan Osmanlı-İngiliz Anlaşması bölgenin yeni şekillenmesinde önemli katkı sağlar. Bu Anlaşmada, Osmanlı Devletinin, Bahreyn üzerindeki iddialarından vazgeçmesi karşılığında, İngiltere Kuveyt’in özerk bir kaymakamlık olarak Osmanlı Devletine bağlanmasını kabul eder. Bu vesileyle özerk Kuveyt’in sınırları çizilir. Ancak I. Dünya Savaşı bütün dengeleri altüst eder. Kuveyt’in sınırlarını da belirleyen 1913 Anlaşması, savaş sebebiyle taraflarca onaylanamaz. Basra’nın 1916 yılında İngilizler tarafından işgal edilmesi üzerine Osmanlı Devletinin Kuveyt’le olan fiili ilişkileri son bulur.

Irak, 1990 yılında Kuveyt’i işgal ederken ileri sürdüğü tezde, 1913 Anlaşmasının onaylanmamış olmasından hareketle, Kuveyt’in Osmanlı’nın Basra Vilayetinin bir parçası olduğunu, dolayısıyla Irak’tan ayrılamayacağını ileri sürmüştür. Kuveyt ise, özellikle kurtuluş sonrası yaygın şekilde kullanmaya başladığı bir tarihsel yorumla bunu reddetmekte ve hiçbir zaman Osmanlı’nın fiilen parçası olmadığını, sadece Hilafet’e bağlılığı dolayısıyla Osmanlı’yla ilişkisi bulunduğunu ileri sürmektedir. Kuveyt, bu yorum tarzına inandırıcılık katmak amacıyla, İngiltere ile 1899’da imzaladığı Anlaşma üzerinde özellikle vurgu yapmaktadır. Ancak, son yıllarda Osmanlı arşivlerindeki Kuveyt’le ilgili belgelerin gün ışığına çıkmasıyla, Kuveytli tarihçiler de ülkedeki Osmanlı hakimiyeti dönemine daha objektif bir gözle bakmaya başlamıştır.

1920-1961: Kuveyt’te Milletler Cemiyeti kararıyla İngiliz mandası tesis edilmiş ve bu statü 1961 yılına kadar sürmüştür. 19 Haziran 1961’de, 1899 yılında imzalanmış olan Anlaşma’nın sona erdirilmesiyle Kuveyt’in bağımsızlığı ilan edilmiştir.